BİZİ TAKİP EDİN

İLETİŞİM

Mithat Ulu Ünlü Sk No:7 Gelişim İş Merkezi Kat: -1 34393 ESENTEPE Şişli/İstanbul

0212 212 24 44

ISO-27001.png
ISO-18001-2007.png
ISO-9001-2015.png

©2017 rasyoneldanismanlik

ARŞİVDEN

Please reload

ETİKETLER

BILL GATES'in başucu kitabı

09/04/2019

Dünyanın en başarılı iş adamlarından, Microsoft’un kurucusu Bill Gates, en sevdiği kitaplar sorulduğunda, özellikle bir tanesinin başucu kitabı olduğunu belirtmiş. Ünlü iş insanının ‘Dünyayı anlamama yardımcı olan kitaptır’ diyerek tanımladığı ‘Gerçekçilik: Dünya Hakkındaki Yanılgımızın 10 Sebebi- Ve Neden Her Şey Düşündüğünüzden Daha İyi Durumda’ isimli kitabın yazarı Prof. Hans Rosling… Uzun yıllar kişilerin yüzeysel bilgilere dayanan ön yargıları üzerine çalışan Rosling’in kitabı oldukça ilginç veriler içeriyor. İşte iş hayatınızda da işinize yarayacağını düşündüğümüz dört çarpıcı başlık… 

 

1 DÜNYA NEREYE GİDİYOR: Rosling, ekibiyle birlikte bu konuda bir araştırma yapmış. 30 farklı ülkede insanlara bu soruyu yöneltmişler ve yarısından fazlası aynı cevabı paylaşmış: Kötüye! Oysa ki veriler aksini gösteriyor. 1966’ya kadar insanların yarısından fazlası aşırı yoksulluk seviyesinde tanımlanıyordu. Birleşmiş Milletler istatistikleriyse son 20 yılda dünyada aşırı yoksulluk sayısının %9’a kadar düştüğünü gösteriyor. Rosling bunu, insanların negatif seçiciliğine bağlıyor. Bunun nedenini de şöyle açıklıyor: Geçmişin her zaman daha iyi anılması ve geçmişe daha romantik bakılması. Bir de medyanın kötü ve aslında az sayıda olan olayları genele yansıtarak her şeyin kötüye gittiği alt mesajını bilinçaltlarımıza kazıması. 

 

2 NEYSE ODUR, DEĞİŞMEZ! Birçoğumuzun, ülkeler ve toplumlar için ön yargısı var. Örneğin Afrika’nın her zaman geri kalacağı, İslam ülkelerinde kadınların doğum kontrolünden bihaber olduğu gibi… Oysa ki istatistikler tam tersini söylüyor. Örneğin IMF, 2008 krizinden sonraki 5 yıl için gelişmiş ülkelere yönelik büyüme beklentisini yüzde 3’ten 2’ye çekerken, bu dönemde en yüksek büyümeyi yüzde 5’le Gana, Nijerya, Etiyopya ve Kenya gerçekleştirmiş durumda. Bu büyüme hızı aynı zamanda yeni yatırımları ve dolayısıyla gelişmeyi işaret ediyor. İşte yanlış bilinen bir doğru daha: İslam Cumhuriyeti İran, sanılanın aksine her ailenin 6-7 çocuk sahibi olduğu bir ülke değil. 1984’te kadın başına doğum oranı altıyken, bugün sayı kadın başına 1,6. Yani Amerika’nın 1,9’undan daha az. 

 

3- GENELLEME: Ayırımcılık, hemen hepimiz için adeta bir refleks. Bu cümlenin ardından ‘Ben kimseyi ayırmam! Herkes benim için eşittir.’ diye düşündüğünüzü duyar gibiyiz. Peki ya ‘Biz çok eğlendik’ ‘Kimse bizim gibi düşünmüyor’ tarzında artık günlük hayatın içine işlemiş (amacı genelde pozitif olan) ayrımcılıklar? Biz ve onlar, hemen herkesin hayatının inkar edilmez bir parçası. Ancak bu düşünce yapısı özellikle iş hayatında sakıncalı bir noktaya götürebiliyor insanı: Genelleme yapmak. Kitapta bu bir örnekle açıklanıyor. ‘Bugün dünyada bir yaş altındaki çocukların yüzde kaçı hastalıklara karşı aşılanıyor?’ sorusuna dünyanın en büyük 10 bankasının 72 global finans müdürünün verdiği yanıta göre %85’i en yanlış yanıt olan %20’yi seçiyor. Oysa ki bu rakam aslında %80! Özetle, bir yaş altı bebeklerin gerçekte yüzde 80 aşılanırken finansal yatırımcılar bunun sadece yüzde 20 olduğunu düşünüyor. Yani büyük ihtimalle dünyanın en hızlı büyüyen bölgelerini yatırım radarlarına sokmuyorlar demektir. Özetle genelleme hem potansiyel müşterilerin hem de iyi tedarikçilerin kaçırılması manasına gelebiliyor.

 

4 TEK BOYUTLU YAKLAŞIM: İçgüdülerimiz tek boyutludur. Bu nedenle de karşılaştığımız problemlerin tek bir nedeni ve tek bir çözümü olduğunu düşünmeyi tercih ederiz. Sorunları tam olarak algılamamız ve dolayısıyla da çözebilmemizin önündeki en büyük engel budur ve ardında iki neden yatar: Profesyonel ideoloji ve politik ideoloji. Profesyonel ideolojiyi temsil eden iki gruptan aktivistler, kendilerini adadıkları her konuda tehditleri abartma eğilimine girerken uzmanlar ise sadece bir konu hakkında sahip oldukları derinlemesine bilgiyi tüm dünyayı anlamak için kullanır. Bugün, 30 yaşındaki bir kadın aynı yaştaki bir erkekten sadece ortalama 1 yıl az okula gidiyor. Bu seviyenin altındaki birçok kadın artık erkeklerle eşit seviyede okul eğitim alıyor. Ancak kitabın yazarının Stockholm’deki feminizm kongresinde yaptığı bir testte aktivist feministler bunun çok daha az olduğuna inandıklarını ortaya koyuyor. Özetle bu bilgiden yoksunlar. Uzmanlara gelince… Onlar da tüm sorunları sahip oldukları tek uzmanlık alanı üzerinden değerlendiriyor, ihtiyaca bakmadan kendi alanından çözüm buluyor. Örneğin doktorlar önleyici tedavinin daha çok işe yarayacağı yerlerde sürekli tıbbi tedaviyi savunuyor. 

 

YORUMLARSAK

Kitabın ortaya koyduğu bu çarpıcı gerçeklerin hepsi de verimlilik ve inovasyonun önünde duran engeller. İş hayatı için çıkarılacak ders de çok:

  • Bilginiz olmadan kanaatle hareket etmeyin. Sizin nasıl düşündüğünüz değil o konudaki veriler ilerleme getirecektir.

  • Değişime açık olun. Özellikle de insanlar ve toplumlar açısından. Uzman olduğunuz alanda kendinizi yenileyip güncellerken, servis verdiğiniz alanın hitap ettiği toplumlardaki istatistikleri de takip edin. 

  • Genellemelerden kaçının. Zira bu tüm potansiyeli kaçırmanızla sonuçlanabilir. 

  • Farklı açılardan bakın. Karşılaştığınız sorunun tek çözümü olmayabilir. Farklı açılardan ve sınırların dışından bakmayı bir beyin jimnastiği haline getirin. 

Kitabı okumak isterseniz, buradan satın alabilirsiniz: FACTFULNESS

 

 

 

 

Please reload

SON HABERLER

Please reload